
Thursday, October 16, 2008
Wednesday, May 7, 2008
07.09.05
Gözlerim ile beynim aynı anda açıldı, açıldığı an kaldığım noktadaki korkular aklımdan bir bir geçerken kelimeler sabırsızca döküldü, bebeklerim bebeklerim yaşıyorlar mı? Kimse yok mu burada..
-Pardon hemşire hanım bakar mısınız? Bebeklerim yaşıyorlar mı? Gülümseyen hemsire
-Sakin olun, yoğun bakımdasınız? Hareket etmeyin? Bebekleriniz yaşıyorlar ve yoğun bakımdalar sorar telefon eder durumlarını öğreniriz. Ağrınız var mı nasılsınız? Kalkamıyorum ve o zaman farkediyorum her yerimde hortumlar, torbalar, kollarımda iğneler, serumlar, kan torbası, kalkamıyorum, hareket bile edemiyorum yalnızca yalvarabilirim. Ben iyiyim yalnızca ben öğrenmek istiyorum, konuşmak istiyorum, bana telefonu getirin lütfen, lütfen.
-Yoğun bakımdasınız istediğiniz mümkün değil ama arayıp durumlarını size hemen söyleyeceğim. Hayır ben yalan istemiyorum, doğru neyse hemen öğrenmem gerek benim konuşmam gerek, lütfen sorumlunuz kim, kendisiyle konuşmam gerek, bana telefonu verin. Eşimi kardeşimi bulun lütfen. Kimselere ulaşılamıyor mu, çıldırmak üzereyim. Bebek yoğun bakımı yanıt vermiyor, birazdan yine deneriz diyor hemşire bana endişeyle bakarken.
-Fotoğraf evet fotoğraflarını çeksinler, lütfen ailemi bulur musunuz onlara söyleyin fotoğraf çekip getirsinler görmem gerek kendi gözlerimle görmem gerek, lütfen hemşire hanım lütfen gidip bebeklerim oradalar mı bakar mısınız? Benim için bu iyiliği yapar mısınız? Yaşıyorlar mı nasıllar gidip öğrenir misiniz? Artık sesim çıkmıyor, caresizliğimi gören adını sonradan öğrendiğim Filiz hemsire daha fazla yalvarmalarıma dayanamıyor ve gidiyor. Saniyeler geçmiyor, hiçbir şey düşünemiyorum ikisi de yaşamalı, biri ya da öteki değil ikisi de, herhangi birini bile kaybetmem mümkün değil, Allahım ne olur ne olur iyi olsunlar. Biri kızım biri oğlum benim, yüzlerini bile görmeden aşığım ben onlara, onlar benim herşeyim, herşeyim, Allahım hiçbişey istemeyeceğim bir daha senden yeter ki bebeklerim yaşasın, iyi olsunlar.
Filiz Hemşire gülümseyerek geliyor, nasıl yani yaşıyorlar mı ikisi de mi yaşıyor, yaşıyorlar diyor ikisini de gördüm, inanmak istiyorum ama gerçekten mi diyorum, yoğun bakımdayım diye yalan söylemiyorsunuz değil mi? Doğru mu söylüyorsunuz yaşıyorlar mı iyiler mi? Hayatımda durduğum en güzel cümle çıkıyor Filiz hemşirenin ağzından “ evet ikisini de gördüm ama kızını daha çok beğendim” Allahım diyorum evet gerçekten yaşıyorlar, bak kızımı beğenmiş oğlumu beğenmemiş, ikisini de görmüş, ikisi de oradaymış ilk kez ağlıyorum, ilk kez inanıyorum ve ağlarken gülüyor ve zorla konuşabiliyorum, canım oğlum benim yaşıyor güzel değilmiş değil mi? canım kızım benim o da yaşıyor güzelmiş değil mi? inanamıyorum peki nasıllar beyin kanamaları var mı, ventilasyon yutturmuşlar mı, hayır mı kanamaları yok mu Allahım inanamıyorum, burunlarında cihaz mı var ne cihazı sorar mısınız? Oğlumun kalp problemi vardı yoğun bakıma bildirir misiniz? Doğunca ameliyat olabilir diyorlardı, lütfen doktorlara söyler misiniz. Eşim nerede kardeşim nerede benim....Hemşire Hanım lütfen bana süt pompası getirttirir misiniz?
-Yoğun bakımdasınız nasıl süt çekeriz.
-Bakın doğrulabiliyorum lütfen aleti getirttirin bebeklerime süt çekeceğim dayanıklı olmalılar, doktorlarıma söyler misiniz, bebeklerime zararlı olacak ilaçları vermesinler. Sütü çekelim ben iyiyim ne zaman görebilirim ben bebişlerimi, gidip görüp sonra tekrar buraya gelsem olmaz mı, bir sorsanız, izin alsak... Allahım o kadar mutluyum ki nasıl iyi bakacağım, nasıl seveceğim onları, her ağladıklarında Allahıma sükredeceğim, of demeyeceğim benim küçük mucizelerim az kaldı size geleceğim, çok az kaldı..
-Pardon hemşire hanım bakar mısınız? Bebeklerim yaşıyorlar mı? Gülümseyen hemsire
-Sakin olun, yoğun bakımdasınız? Hareket etmeyin? Bebekleriniz yaşıyorlar ve yoğun bakımdalar sorar telefon eder durumlarını öğreniriz. Ağrınız var mı nasılsınız? Kalkamıyorum ve o zaman farkediyorum her yerimde hortumlar, torbalar, kollarımda iğneler, serumlar, kan torbası, kalkamıyorum, hareket bile edemiyorum yalnızca yalvarabilirim. Ben iyiyim yalnızca ben öğrenmek istiyorum, konuşmak istiyorum, bana telefonu getirin lütfen, lütfen.
-Yoğun bakımdasınız istediğiniz mümkün değil ama arayıp durumlarını size hemen söyleyeceğim. Hayır ben yalan istemiyorum, doğru neyse hemen öğrenmem gerek benim konuşmam gerek, lütfen sorumlunuz kim, kendisiyle konuşmam gerek, bana telefonu verin. Eşimi kardeşimi bulun lütfen. Kimselere ulaşılamıyor mu, çıldırmak üzereyim. Bebek yoğun bakımı yanıt vermiyor, birazdan yine deneriz diyor hemşire bana endişeyle bakarken.
-Fotoğraf evet fotoğraflarını çeksinler, lütfen ailemi bulur musunuz onlara söyleyin fotoğraf çekip getirsinler görmem gerek kendi gözlerimle görmem gerek, lütfen hemşire hanım lütfen gidip bebeklerim oradalar mı bakar mısınız? Benim için bu iyiliği yapar mısınız? Yaşıyorlar mı nasıllar gidip öğrenir misiniz? Artık sesim çıkmıyor, caresizliğimi gören adını sonradan öğrendiğim Filiz hemsire daha fazla yalvarmalarıma dayanamıyor ve gidiyor. Saniyeler geçmiyor, hiçbir şey düşünemiyorum ikisi de yaşamalı, biri ya da öteki değil ikisi de, herhangi birini bile kaybetmem mümkün değil, Allahım ne olur ne olur iyi olsunlar. Biri kızım biri oğlum benim, yüzlerini bile görmeden aşığım ben onlara, onlar benim herşeyim, herşeyim, Allahım hiçbişey istemeyeceğim bir daha senden yeter ki bebeklerim yaşasın, iyi olsunlar.
Filiz Hemşire gülümseyerek geliyor, nasıl yani yaşıyorlar mı ikisi de mi yaşıyor, yaşıyorlar diyor ikisini de gördüm, inanmak istiyorum ama gerçekten mi diyorum, yoğun bakımdayım diye yalan söylemiyorsunuz değil mi? Doğru mu söylüyorsunuz yaşıyorlar mı iyiler mi? Hayatımda durduğum en güzel cümle çıkıyor Filiz hemşirenin ağzından “ evet ikisini de gördüm ama kızını daha çok beğendim” Allahım diyorum evet gerçekten yaşıyorlar, bak kızımı beğenmiş oğlumu beğenmemiş, ikisini de görmüş, ikisi de oradaymış ilk kez ağlıyorum, ilk kez inanıyorum ve ağlarken gülüyor ve zorla konuşabiliyorum, canım oğlum benim yaşıyor güzel değilmiş değil mi? canım kızım benim o da yaşıyor güzelmiş değil mi? inanamıyorum peki nasıllar beyin kanamaları var mı, ventilasyon yutturmuşlar mı, hayır mı kanamaları yok mu Allahım inanamıyorum, burunlarında cihaz mı var ne cihazı sorar mısınız? Oğlumun kalp problemi vardı yoğun bakıma bildirir misiniz? Doğunca ameliyat olabilir diyorlardı, lütfen doktorlara söyler misiniz. Eşim nerede kardeşim nerede benim....Hemşire Hanım lütfen bana süt pompası getirttirir misiniz?
-Yoğun bakımdasınız nasıl süt çekeriz.
-Bakın doğrulabiliyorum lütfen aleti getirttirin bebeklerime süt çekeceğim dayanıklı olmalılar, doktorlarıma söyler misiniz, bebeklerime zararlı olacak ilaçları vermesinler. Sütü çekelim ben iyiyim ne zaman görebilirim ben bebişlerimi, gidip görüp sonra tekrar buraya gelsem olmaz mı, bir sorsanız, izin alsak... Allahım o kadar mutluyum ki nasıl iyi bakacağım, nasıl seveceğim onları, her ağladıklarında Allahıma sükredeceğim, of demeyeceğim benim küçük mucizelerim az kaldı size geleceğim, çok az kaldı..
Wednesday, February 14, 2007
Haftasonu hep parklardaydık..

Haftasonu yeni montlarımızı giyip bebişlerimizle parklara bahçelere gittik. Hava çok güzeldi yalnızca uyumak için eve girdik. Bebişler bütün gün bir oraya bir buraya koştular oynadılar, bisiklete bindiler, kedi sevdiler, yeni arkadaşlarla tanıştılar, ağaçlardan yemişler topladılar ve tabii ki yorulup kucak istediler. Eve girer girmez 2 saat deliksiz uyudular.





Wednesday, February 7, 2007
Eliz Dora büyüdü abla oldu benim bebişleri ziyarete geldi


Sevgili Eliz Dora'yı doğduğunun 2. gününde ziyaret etmiştim, 2,5 sene sonra büyüdüde bebişlerime abla olmuş olarakannesi ile beraber Defne ile Arda'yı ziyarete geldi. Bizi çok sevindirdi. Özellikle Defne ablasının yanından hiç ayrılmadı, Eliz Dora dans edip bizimkilere çeşitli figürler öğretti. Beraber bebek çorbası içip, bisiklete bindiler. Oğlum ve kızım Nevra Teyzelerinin getirdiği elbiselerle tam birer bızdık oldular. Eliz Dora akıllı, uslu olduğu kadar çokta güzel bir bebiş. Umarım benim bebişlerin huyu da biraz olsun ablaların ki gibi olur gerçi görünen köy kılavuz istemez ya neyse Allahtan ümit kesilmezmiş. Günümüzün geri kalanı için http://www.elizdora.blogspot.com/ ' a bakabilirsiniz. Blogspotta sayfa fikrini Nevra verdi, bunun içinde ayrıca teşekkür ederiz, sayesinde bebişlerimizin güzel bir sitesi oldu.
Eliz Dora'nın annesi benim lise son sıra arkadaşım Nevra ile son seneye kadar aynı sınıflarda okumamıza rağmen birbirimizi çok iyi tanıyamamıştık. Ne iyi oldu da beraber aynı sırayı paylaştık. Hiç bu kadar seveceğim, eğleneceğim ve son senede bir dost kazanacağım aklıma gelmezdi. Bu arada onun boğa'dan arkadaş olmaz tezinide başarı ile yıkmış oldum, tüm boğalara duyurulur.
Dersin olmadık yerinde cik cikleyişimizi unutmak mümkün değil, ne mutlu ki şimdilerde ise bebişlerimizin cik ciklemelerinden zar zor konuşur hale geldik. En kısa zamanda bizde Eliz Dora'yı ziyaret edeceğiz.
Aşağıda kızlarımızı dans ederken görebilirsiniz. .
Friday, January 26, 2007
biz gezmeyi çok severiz...
Wednesday, January 17, 2007
babacığımız bizi çok sever
bebişler teyze ve dayılarıyla

Musa amcamla Ayten teyzem bizimle yerlerde oturdular...
Ben Başar Dayım'ı görür görmez hayran kaldım ki ..... Nasıl bakışıyoruz ama di mi...
Seden Teyzemiz bize hiç kıyamaz bizi çok çok sever. Biz onun ilk yeğenleriyiz.
Evren Dayım bizi ilk gördüğünde 15 dakika sürekli güldü sanırım bizi çok sevdi...
Teyzem biz küçükken bizim olmayan saçımızı tarardı.
Subscribe to:
Posts (Atom)












































